Öğrencilerin
müzecilikle ilgili yazıları burada değerlendirilir. Çevrede bulunan eski eser
niteliğindeki belge ve kalıntılar bu köşede sergilenir.
Müze; sanat, bilim, tarih, kültürle ilgili eserlerin
halka gösterilmek için toplanıp sergilendiği yerlerdir.
Eski eser; belge, anıt ve kalıntılardır. Eski eserler, bize, geçmiş
yıllarda insanların düşünüş, inanç, yaşayış ve yetenekleri hakkında bilgi
verirler. Geçmişi öğrenerek bugünü anlamamıza yardımcı olurlar.
|
Eski eserlerin derlenip toplanması önce İngiltere’de
başlamıştır. imparatorluğun değişik yerlerinden toplanan belgeler, kalıntılar,
heykeller başkente getirilerek bugünkü müzenin ilk biçimi oluşturulmuştur. Daha
sonra Avrupa'nın öteki ülkelerinde de benzer çabaların gösterildiğini görüyoruz.
|
Müzeler başlangıçta halka açık değildi. Müzelerden devlet
yöneticileri ile bilginler yararlanıyordu. 1850 yılından sonra müzelerdeki eski
eserler sergilenerek halkın ilgisine ve bilgisine sunuldu.
Yurdumuzda müze çalışmaları 1846 yılında Ahmet Fethi Paşa
tarafından başlatıldı. İlk müze İstanbul’da Aya İrini Kilisesi'nde
kuruldu. Daha sonra Osman Hamdi Bey zamanında yurdun çeşitli bölgelerinde
özellikle Nemrut Dağı'nda eski Sayda kentinde yapılan arkeolojik kazılardan
çıkan eserler İstanbul’a getirildi. Bugünkü İstanbul Arkeoloji Müzesi kuruldu.
Osman Hamdi Beyin ölümünden sonra bu göreve Halit Eldem atandı. Onun zamanında
Türk İslam eserlerini içine alan «İslam Müzesi» kuruldu.
1924 yılında Topkapı Sarayı müze olarak hizmete açıldı. 1928
yılında Etnografya Müzesi tamamlanarak hizmete girdi. 1934 yılında Ayasofya müze
olarak hizmete sunuldu. Bu arada Konya, Bursa, Manisa, İzmir, Kayseri, Afyon,
Antalya, Edirne, Adana illerimizde müzeler açıldı. Açılan müzeler geliştirildi.
Eski müzeler onarıldı.
Cumhuriyet döneminde bir yandan müzeler açılırken öte yandan da
arkeolojik kazılar yapıldı. Roma Hamamı, Ahlatlıbel, Alacahöyük, Alişar,
Boğazlıyan kazıları ilk milli arkeolojik kazılardır. Bu kazılardan çıkan
eserler Ankara'da Anadolu Medeniyetleri Müzesi'ndedir.
Ülkemiz toprakları üstünde birçok uygarlıklar yaşanmıştır. Bu
uygarlıkların kalıntıları, anıtları belgeleri müzelerimizde sergileniyor.
Yurdumuzda bugün yüz yirmi yedi müzemiz vardır, bu müzelerde toplam iki milyonu
aşan eski eser sergilenmektedir.
|
Yurdumuza gelen turistlerin büyük bir çoğunluğu bu müzelerimizi
gezmektedir. Müzelerimizi zenginleştirmek için bulduğumuz eski eserleri müze
yöneticilerine teslim etmeliyiz. Çevremizde izinsiz kazı yapılıyorsa durumu
ilgili makamlara bildirmek bir yurttaşlık görevidir.
Yurdumuzun tarihi değerlerine eski eserleri koruyarak sahip çıkmalıyız. Bu onurlu bir yurttaşlık görevidir. |
|
MÜZELERİMİZ
Aşağıda okuyacağınız yazıda müzeciliğimizin dünü ve bugünü
özet olarak değerlendiriliyor.
Yüzyıldan fazla bir geçmişi olan Türk müzeciliği ilk zamanlar yalnız İstanbul’da ve belirli bir kesime seslenirken sonradan yurt düzeyine yayılmıştır. Bugün çağdaş batılı müzelerle boy ölçüşecek düzeye erişmiştir. Uzun bir süre camilerde, medreselerde, yıkık binalarda çeşitli zorluklarla müzeciliğimizi sürdüren Anadolu'nun müzecilerine bugün çok şey borçlu olduğu-muzu belirtmeliyiz.
Yüzyıldan fazla bir geçmişi olan Türk müzeciliği ilk zamanlar yalnız İstanbul’da ve belirli bir kesime seslenirken sonradan yurt düzeyine yayılmıştır. Bugün çağdaş batılı müzelerle boy ölçüşecek düzeye erişmiştir. Uzun bir süre camilerde, medreselerde, yıkık binalarda çeşitli zorluklarla müzeciliğimizi sürdüren Anadolu'nun müzecilerine bugün çok şey borçlu olduğu-muzu belirtmeliyiz.
Eski ve yıpranmış müzelerimizin yerine kültür birikiminin zengin
olduğu il ve ilçelerde yapılan yeni modern müzelerimiz o kadar çoğalmıştır ki
ülkemizi ziyaret eden yabancı turistler bile bu gelişmeyi şaşkınlıkla
karşılamaktadırlar. Bu çoğalma Türkiye'de turizmin gelişmesine bağlanabilir..
Ya da kalkınma harekelerinin normal sonucu olarak kabul edilebilir.
Devletin bunca katkı ve ilgisine rağmen halkımızın müzelere olan
ilgisi üzülerek belirtelim ki aynı oranda olmamıştır. Özellikle büyük
müzelerimizde yerli ziyaretçi sayısı yabancılardan çok az olmuştur. Bunun
nedenleri arasında on beş, yirmi yıl öncesine kadar özellikle Anadolu
müzelerinin elverişsiz yapılarda ve tamamen bir depo görünümünde olmaları ve bu
durumun insan üzerinde yarattığı kötü iz olabilir. Durum şimdi öyle değildir.
|
Müzeler artık geçmişle aramızda kültür köprüsü kurulan eğitim
yerleri olmuştur. Günümüzden yüzlerce yıl önce yaşamış insanların kültürleri,
yaşayış biçimleri hakkında bilgi sahibi olmamızı sağlamaktadır. Müzeler yalnız
geçmişteki kültür varlıklarının sergilendiği yer değil, aynı zamanda Etnografya,
fen, doğa ve folklor müzelerinde yakın geçmişin sanat ve zeka ürünlerinin ortaya
konduğu yerlerdir.
|
Müzelerimizin görevlerinden biri kültürel varlıkları korumak ise
diğeri eğitimdir.
Polonya’daki bir müzenin önündeki şu yazı müzenin önemini çok
güzel açıklıyor «Geçmiş, gelecek içindir»
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder