Cumhuriyet Yönetiminden
önce devletimizin adı Osmanlı İmparatorluğu idi. Osmanlı Devleti, Osman Bey
tarafından 1299'da Söğüt 'de kuruldu. Osmanlı devlet yöneticisine padişah
denirdi. Osmanlı Devletini altı yüz yirmi dört yılda, otuz altı padişah yönetti.
Son padişah Sultan Vahdettin'dir.
Eskiden ülkelerde tek kişi egemendi. Ülkelerini diledikleri gibi yöneten bu
kişilere padişah, şah, kral, hakan, sultan denirdi. Yönetim çoğu zaman babadan
oğula geçerdi. Oğulun küçük olması, deli olması yönetici olmaya engel
sayılmazdı. Böyle tek kişinin kendi başına buyruk, sorumsuz, denetimsiz
yönetimine mutlakiyet denir. Mutlakiyet yönetiminde egemenlik kayıtsız şartsız
tek bir kişidedir.
Mutlakiyetle yönetilen ülkelerde zamanla hakana, padişaha, şaha, krala
yardımcı olsun diye meclis kuruldu. Meclis üyeleri halkın dileklerini yöneticiye
duyurur, yasa tasarısını hazırlardı. Bu yasa taslakları hakan, padişah, şah,
kral tarafından benimsendiğinde yasalaşırdı. Bu yönetim biçimine Meşrutiyet
denir. Ancak meclisin yetkileri genel olarak çok sınırlıdır. Osmanlı Devletinde
1876 ve 1908 yıllarında iki kez meşrutiyet ilan edildi.
Üçüncü yönetim biçimi cumhuriyettir. Cumhuriyet'te egemenlik kayıtsız şartsız
ulusundur. Ulus kendini yönetme yetkisini temsilcileri - milletvekilleri-
aracılığı ile kullanır. Cumhuriyet yönetiminde yurttaşın seçme ve seçilme hakkı
vardır. Seçilen temsilciler yasalar yapar, yöneticileri ulusu adına denetler.
Yönetilenler dilerlerse seçimlerde yöneticilerini değiştirirler.
ÜLKEMİZDE CUMHURİYETİN KURULUŞU
Osmanlı İmparatorluğu'nda, ikinci Meşrutiyetin ilanından altı yıl sonra
Birinci Dünya Savaşı başladı. 1914'te başlayan Birinci Dünya Savaşı'na dünyanın
belli öbaşlı devletleri katıldı. Dört yıl süren savaş sonunda bizimle birlikte
olan devletler yenildi. Savaş kurallarına göre biz de yenilmiş sayıldık. Ülkemiz
İngilizler, Yunanlılar, Fransızlar, İtalyanlar tarafından paylaşıldı.
Ulusuna inanan, güvenen Mustafa Kemal Paşa, 19 Mayıs 1919'da Samsun'a geldi.
Erzurum'da, Sıvas'ta kongreler düzenledi. Mustafa Kemal Paşa "Tek bir
egemenlik var, o da Milli egemenliktir. Ülkeyi yine ulusun kendi gücü
kurtaracaktır." diyordu. Yurdun dört bir tarafından gelen ulus temsilcileri
-milletvekilleri- 23 Nisan 1920 günü Ankara'da Büyük Millet Meclisi'nde
toplandı. Meclis, Mustafa Kemal Paşa'yı başkan seçti. Mustafa Kemal Paşa'nın
önderliğinde Büyük Millet Meclisi Ulusal Kurtuluş Savaşı'nı başlattı. Bir yandan
efeler, dadaşlar, seymenler bulundukları yörede düşmana karşı koydular. Öte
yandan düzenli ordular İnönü'de, Sakarya'da, Dumlupınar'da savaştılar. Yurdumuz
düşmanlardan kurtarıldı.
Tahtını, rahatını düşünen padişah, yenilen düşmanla birlikte yurdumuzdan
kaçtı. İmzalanan Lozan Barış Antlaşması ile yeni bir devlet doğdu. Bu
doğan devletin yönetim biçimi henüz belirlenmemişti.
İkinci dönem Büyük Millet Meclisi 11 Ağustos 1923'te ilk toplantısını yaptı.
13 Ekim 1923'te Ankara Başkent oldu. Atatürk ; düşmanın ülkeden atılıp
sınırlarımızın belirlenmesinden sonra, çoktan beri tasarladığı cumhuriyetin
ilanı üzerinde hazırlıklar yapmaya başladı. 28 Ekim 1923 akşamı yakın
arkadaşlarını Çankaya'da yemeğe çağırdı. Onlara , "Yarın Cumhuriyet'i ilan
edeceğiz." Dedi.
29 Ekim 1923 günü Atatürk, milletvekilleri ile görüştükten sonra taslağı
hazırlanan cumhuriyet önergesi Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne verildi. Meclis
önergeyi kabul etti.
Böylece ülkemizde cumhuriyet yönetimi kuruldu. Atatürk kurulan Türkiye
Cumhuriyeti'nin ilk Cumhurbaşkanı oldu. Cumhuriyet'in ilanı yurtta sevinç ve
coşku ile karşılandı.
Cumhuriyet; yurttaşların seçme ve seçilme hakkının olduğu bir yönetimdir.
Ulus temsilcilerinin kabul ettiği yasalarla ülkenin yönetilmesidir. Cumhuriyet
yönetiminde söz ulusundur. Cumhuriyet'i korumak, kollamak, yaşatmak her
yurttaşın ödevidir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder